fbpx
Close

Yapay Zeka konusuna girmeden önce gelin zekayı tanımlayalım. Zeka; İnsanın düşünme, akıl yürütme, objektif gerçekleri algılama, yargılama ve sonuç çıkarma yeteneklerinin tamamıdır. Doğal olarak “Yapay Zeka” terimi insanların doğuştan sahip olduğu bazı yeteneklerin yapay yollarla makinelere kazandırılmasıdır.

Bu yetenekler akıl yürütme, algılama, sonuç çıkarma ve yargıda bulunmadır. Bu tanımdaki “makine” terimi robotları çağrıştırsa da aslında ifade edilen sadece robotlar değil genel olarak bilgisayarlardır.

Yapay zeka tarihi ilk çağ medeniyetlerine kadar dayandırılabilse de bildiğimiz anlamdaki çalışmaların başlangıcını, bilgisayar teknolojisinin de sıçrama yaptığı 1960’lı yıllar olarak kabul edebiliriz. Burada uzun uzun tarihinden bahsedip okuyucularımı sıkmak istemediğimden konunun daha ilginç kısımlarına geçmek istiyorum.

Peki yukarıda tanımını verdiğimiz “yapay zeka” terimini duyduğumuzda aklımıza gelmesi gereken nedir? Bu sorunun cevabı günümüzde; hemen hemen her şey olmalıdır. Çünkü artık hayatımızın her alanında yapay zekanın nimetlerinden faydalanmaktayız.

Örnek vermek gerekirse; oynadığımız bilgisayar oyunlarını, kullandığımız navigasyon uygulamalarını, bankacılık işlemlerinde güvenliğimizi sağlayan şifreleme sistemlerini, bize arkadaş öneren -hatta bol bol reklam gösteren- sosyal medya sitelerini, arama motorlarını, otomobillerdeki bazı güvenli sürüş ekipmanlarını, uçaklardaki otomatik pilotları ve daha sayamadığımız onlarca alanda kullanılan yazılımları sayabiliriz.

Bu kadar fazla kullanım alanının olmasının sebebi, yapay zekanın birçok farklı alt alanının olmasından kaynaklanıyor. Farklı problemler için farklı çözüm yöntemleri sunan bir bilimden bahsediyoruz. (Bilim demekte sakınca görmüyorum.)

Yapay zekanın bazı alt dallarından bazıları şunlardır; – Yapay sinir ağları

  • Uzman sistemler
  • Doğal dil işleme
  • Genetik algoritmalar – Örüntü tanıma

Bunları tek tek anlatmak kitap yazma girişimi sayılır. O yüzden erteleyelim,
Yapay Zeka denilince akla gelen başka bir konuya değinmemiz de gerekiyor: Korku. Acaba bir gün makineler çıldırıp, dünyayı ele geçirmeye kalkışırlar mı? Popüler kültür bu felaket senaryolarına -deyim yerindeyse- bayılıyor.

Robotların dünyayı ele geçirdiği, soykırım yaptığı ya da insanları köleleştirdiği filmler, kitaplar, diziler çok büyük ilgi görüyor. İronik bir şekilde bu filmler çekilirken yapay zekadan ve ileri teknolojiden olabildiğince çok faydalanılıyor. İnsanoğlu garip.

Daha gerçekçi bir kabus senaryosu ise; mevcut mesleklerin tamamen robotların eline geçmesi yüzünden işsizlik sorunudur. Hatta bu korkunun bir adı bile var; teknolojik işsizlik. Bu korku ilk olarak sanayi devriminde İngiltere’de baş göstermiştir. Tekstil işçileri yeni örgü makinelerinin onları işlerinden edeceği korkusuyla protesto eylemleri gerçekleştirmişlerdi. 1930’lu yıllara gelindiğinde “teknolojik işsizlik” terimi literatürde yerini bulmuştu.

Teknolojinin işsizliğe sebep olduğu sayı çok da yanlış değildir. Ancak kimlerin işinden olduğuna bakmamız gerekir. Teknolojiyi iyi kullanabilen kalifiye elemanlar işsizlik şöyle dursun, aranan personeller olacaklardır.

Hazır işten güçten bahsetmişken konunun bir de ekonomik tarafını inceleyelim. Sadece yapay zeka teknolojilerini değil, aynı zamanda şu sıralar oldukça sık duymaya başladığımız ‘Endüstri 4.0‘da işin içine katmalıyız. Ama öncesinde “Big Data” gibi bir devi incelememiz gerekiyor.

Big Data

-Türkçe karşılığı ile Büyük Veri- çağımızda dijital ortamda kayıtlı verileri ifade etmek için kullanılan terimdir. Büyük veri son 15 yıldır deyim yerindeyse patlamıştır. Dünyada ulaşılabilen bilgi miktarı devasa bir boyuta gelmiştir. Burada teknik detaylar vererek okuyucuyu sıkmak istemiyorum fakat verinin neden bu kadar büyüdüğüne değinmem gerekiyor.

Artık herkesin elinde bulunan akıllı telefonlar ve sosyal medya hesapları bu verinin artmasında önemli rol oynamıştır. Anlaşılacağı üzere bu iş hepimizi yakından ilgilendirmektedir. Big data’nın işlenmesi ve anlamlı hale gelmesi hayli zor ve teknik bir problemdir.

Aslına bakarsanız bu işlem yeni meslekleri de doğurmuştur. Big data uzmanları, sektörde yüksek ücretlerle işe alınmaktadırlar.

Peki Big Data ile yapay zekanın alakası nedir? Yukarıda detaylarına girmeyeceğimi belirttiğim bazı yapay zeka tekniklerinde, öğrenen yazılımlar söz konusudur. Yapay öğrenme olarak adlandırılan bu algoritmalarda, kabaca yazılım eğitilirken ne kadar çok veri kullanılırsa sonuıçlar o kadar çok iyileşmektedir. Günümüzde Big Data gibi bir bilgi deryasının olması yapay zeka açısından büyük bir şanstır. Zaten dev yazılım firmaları ellerindeki büyük veri kaynaklarını hiç çekinmeden bol bol kullanmaktadırlar.

Bazen bu kötü niyetli -ya da en azından sadece kendi çıkarları doğrultusunda- bir kullanımı da gündeme getirmektedir. Yakın zamanda ortaya çıkan Facebook skandalı örneğinde olduğu gibi. Yapay zeka ve big datadan faydalanarak bize sunulan reklamlar nerdeyse konunun en masum tarafı olma adayı.

Her gün akıllı telefonlarımızla yaptığımız internet aramaları, sosyal medya paylaşımları ve beğenileri bizim hakkımızda gigabytelarca bilgiyi internet devlerinin veri ambarlarına kaydediliyor. Bu bazen hayatımızı kolaylaştırsa da bizim hakkımızda kişisel bilgilerin gizliliği açısından ciddi bir tehlike de arz ediyor. Sanırım bunu daha önce saydığımız korkularımız arasına eklemeliyiz.

Endüstri 4.0 Hakkında

Gelelim Endüstri 4.0’a. Uzmanlar, endüstrideki gelişmeleri sınıflandırırken çağımıza 4.0 ismini vermişlerdir. Endüstri 4.0’da artık iş gücü neredeyse tamamen bilgiye dayalıdır. Internet of Things (Iot/nesnelerin interneti) kavramı bizi Endüstri 4.0’a getiren en önemli etkendir.

Bu çağda artık etrafımızda gördüğümüz hemen hemen her şey internete bağlı olacak, sürekli bilgi alışverişi yapacaktır. Yukarıda anlattığım big data’nın büyüme hızı daha da yükselecektir. Fabrikalar birer büyük otomasyon projesi (robotların yükselişi) haline gelecek, trafik bile internete bağlı kendini yöneten bir sistem olacaktır. Tüm bu değişimin içinde yapay zeka teknolojileri kendisine geçmişten çok daha önemli bir yer bulacaktır. Teknolojik işsizlik kavramı tam da bu aşamada karşımıza çıkmaktadır.

Ülkemizdeki duruma gelecek olursak; ne yazık ki bundan önceki endüstri basamaklarını kaçırdık. Fakat endüstri 4.0 için henüz tren kaçmış değil. Yetişmiş eleman ihtiyacımız her geçen gün daha da artmakta ve henüz bir doyum noktasına ulaşmış gibi görünmüyor.

Durum böyle olunca -artık öğretmen sıfatımla yazıyorum- gençlerimizin yapması gereken çok belli. Çağın gereği olan bilgi ve becerileri edinmeliler. Bu hem ülkedeki işsizlik hem de teknolojinin gerisinde kalma sorununu ortadan kaldıracaktır.

Bu yazı konuya çok genel bir çerçeveden bakma amacıyla yazılmış olup, bahsedilen tüm teknolojiler neredeyse birer ayrı disiplin olma yolundadırlar.

İçinde yaşadığımız bu çağ bana Çinlilerin ettiği bir bedduayı hatırlatıyor; “Dilerim ilginç zamanlarda yaşarsın.” Gerçekten de en ilginç zamanlarda yaşıyoruz. Çinlilerin bedduası tutmuş gibi görünüyor.

  • Makale Sahibi: Kaan Balkaya
  • Bilgisayar Mühendisi (Acemi)
  • Bilgisayar Teknik Öğretmeni (Nispeten deneyimli)

Bu yazı Kaan Balkaya tarafından izin alınarak kendisinin izni doğrultusunda düzenlenerek yayımlanmıştır. Makalenin asıl yayımladığı yer Fikriye Nüzhet Bilgincan Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi‘nin Haziran 2018 okul dergisinde yer almaktadır.

One thought on “Yapay Zeka Nedir? Yapay Zeka Hakkında Her şey”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close